Âşık olunca vücudumuza olanlar

Fizik bilimine sorarsak “Zıt kutuplar birbirini” çeker. Sosyal bilimlere sorarsak “Huyu huyuma, suyu suyuma”. Peki hangisine kulak vermeliyiz? Herhalde buna bir kesinlik koyarak cevap verebilmek mümkün olmasa gerek. Ancak yine de heyecan duyduğumuz anlarda yaşadığımız hislere bilimsel açıklamalar getirmek mümkün.

Aşağıda göreceğiniz grafikte, heyecanlanan insanların vücutlarının nasıl değiştiği ve tipik semptomların oluşması için hangi biyo-kimyasal süreçlerin devreye girdiğini görebilirsiniz.

Adrenalin, döpamin, oksitoksin ve vazopresin gibi temel hormonlar yükselirken, kanda bulunan serotonin miktarı seyrelir. Bu kombinasyon bir araya geldiğinde, biyokimyasal jargonla söylemek gerekirse yaşanan duygu tipik bir uyuşturucu sarhoşluğuna benzer! Tüm vücudunuz hormonlarla ve uyarılarla kaplanmış gibidir.

body-in-love

Uyarıcı stres hormonu olan adrenalin de bizde birçok fiziksel değişikliğe neden olur. Adrenalin ile vücudun oksijen tüketimi bir anda artmaya başlar. Kalbin hızlı atması, ellerin nemlenmesi ve göz bebeklerinin büyümesi dışarıdan ilk gözlenen belirtilerdir. En güzeli de, vücudumuzun en hassas bölgesi olan midemizde olan karıncalanmalardır. Hormonal yükselme bize karnımızda kelebekler uçuşuyor hissini verir.

Sevgi ya da mutluluk hormonu olarak adlandırılan döpamin ise sadece göze çarpan bir coşku ve enerji artışı sağlamakla kalmaz, sıklıkla iştahsızlık ve uykusuzluk sorunlarını da beraberinde getirir. Bütün günü yemek yemeden sevgilinizi düşünerek geçirdiğinize şaşırmamak gerek. Döpamin seviyeniz tekrar eski hâline geldiğinde, kendinizi jübilesini yapmış bir sporcu gibi hissedersiniz.

Oksitoksin, yâni tüm sosyal etkileşimlerinize yön veren dokunma ve sadâkat hormonu. Aşka düşen insanların sürekli fiziksel yakınlık ve temas kurma ihtiyacı duymasına sebep olan başlıca hormon. Ayrıca vazopresin de damarlarınızdaki kan basıncını artırarak benzer etkilere sebep olur. Bir yandan yüzünüz hızlıca kızarırken, diğer yandan yoğun bir cinsel arzu vücudunuzu kaplar.